Değişen çalışma modelleriyle pazarlama yönetiminde yeni seçenek: Dış kaynak pazarlama yöneticiliği
Bir şirketin pazarlama gündeminde aynı anda pek çok iş bulunabiliyor. Web sitesi güncellenecek, sosyal medya içerikleri hazırlanacak, bir fuara katılım sağlanacak, yeni ürün için tanıtım yapılacak… Bu işlerin her biri kendi içinde ilerlerken aralarındaki bağlantıyı kurmak da ayrı bir sorumluluk gerektiriyor. Hangi iş öncelikli? Ayrılan bütçe neye hizmet ediyor? Satış ekibinin beklentileri hazırlanan plana ne kadar yansıyor?

Marka danışmanlığı çalışmalarımı dış kaynak pazarlama yöneticiliğini kapsayacak şekilde genişletmemin temelinde bu süreçlerin yönetimini üstlenmek var. Bir markanın hedeflerini belirlerken o hedefler için yapılacak işleri, bu işleri kimlerin yürüteceğini ve ilerlemeyi nasıl takip edeceğimizi de birlikte planlıyoruz.
Dış kaynak pazarlama yöneticiliği, şirketin pazarlama yönetimini belirlenen kapsam ve çalışma düzeni içinde dışarıdan üstlenmek anlamına geliyor. Bu yapıda şirket yönetimiyle düzenli olarak bir araya geliyor, mevcut çalışanlarla ve hizmet alınan ajanslarla yakın çalışıyorum. Marka stratejisinden bütçe planlamasına, iletişim faaliyetlerinden performans takibine kadar uzanan sürecin koordinasyonunu yürütüyorum.
Çalışmaya başlarken önce şirketi anlamaya zaman ayırıyorum. Hangi ürün veya hizmetler öncelikli, müşteriler hangi gerekçelerle tercih yapıyor, satış sürecinde nerelerde zorlanılıyor, bugüne kadar yapılan çalışmalardan nasıl sonuçlar alınmış? Bu soruların cevapları, önümüze koyacağımız planı doğrudan etkiliyor. Yönetimin beklentilerini dinlemek kadar, müşterilerle her gün iletişim kuran ekibin deneyimini öğrenmek de önemli.
Ardından yapılacak işleri öncelik sırasına koyuyoruz. Çünkü bir şirketin aynı anda bütün kanallarda bulunması ya da aklına gelen her tanıtım fikrine bütçe ayırması gerekmiyor. Kaynakları, şirketin hedefleri ve mevcut kapasitesi doğrultusunda kullanmak gerekiyor. Bazen satış ekibinin kullandığı sunumları yenilemekle başlıyoruz; bazen ürünlerin anlatımını netleştirmek veya müşteri takibini düzenlemek öncelik kazanıyor.
Örneğin yeni bir ürünün tanıtımını ele alalım. Ürünün kime hitap ettiğini, hangi ihtiyacı karşıladığını, satış ekibinin ürünü nasıl anlatacağını ve hangi kanallarda iletişim kuracağımızı baştan konuşuyoruz. Web sitesindeki bilgi, basına sunulacak içerik, etkinlik planı ve satış materyalleri bu çerçevede hazırlanıyor. Tanıtım sonrasında gelen taleplerin takibi de çalışmanın devamını oluşturuyor.
Düzenli toplantılar bu işleyişin önemli bir parçası. Nelerin tamamlandığını, hangi işlerin beklediğini ve nerede karar alınması gerektiğini birlikte değerlendiriyoruz. Sonuçları incelerken yapılan çalışmaya uygun ölçütler belirliyoruz. Bir etkinlikte doğru kişilerle kurulan temasları ve sonrasındaki görüşmeleri takip ederken, dijital bir kampanyada gelen taleplerin niteliğine ve satış sürecinde nasıl ilerlediğine bakabiliyoruz.
Bu model, pazarlama yönetimi için dışarıdan destek almak isteyen şirketlerde ihtiyaca göre şekillenebilir. Mevcut ekibin görevleri, şirket yönetiminin beklentileri ve benim üstleneceğim sorumluluklar başlangıçta netleştirilir. Böylece çalışma düzeni, şirketin günlük işleyişine yerleşebilir.
Benim için bu rolün en önemli tarafı, şirketin hedeflerini anlayıp alınan kararların devamını getirmek. Bir toplantıda konuştuğumuz konunun sonraki hafta hangi aşamada olduğunu bilmek, bekleyen işin neden beklediğini görmek ve gerektiğinde çözüm için ilgili kişilerle bir araya gelmek. Pazarlama planının günlük hayatta karşılık bulması, bu takibin düzenli yapılmasıyla mümkün oluyor.



Yorumlar